Zeynepçem…

Çocukken mutfak dolaplarını karıştırıp bir şekilde bulurdum türk kahvesini. Elime alıp babaanneme götürürdüm.. Hep aynı karşılama ‘nabtın kızım? Kahve mi içicen’ gülerek. Ve benim içimdeki sesin dışarıya aksı ‘babanne sütlü kahve!’ ve yapardı her seferinde birlikte içerdik. Bahçesinde koşturmalarım, bütün duvarlarına tırmandığımda peşimden koşmaları… bahçedeki fırında pişer pişmez dadandığım sıcacık ekmekleri.. çocukluğumun en zararsız en sevimli parçasıydı. Büyüdükçe uzaklaştık. Büyüdükçe onu dedemle bir başına bıraktık. Üniversiteden mezun olduğumda bize gelmişlerdi. Babamın boğazıma dizdiği bir yemeğin ardından. ‘Dilerim git kurtul burdan. Muhtaç olma kızım bunlara. Git daha gelme.’ diye ettiği duayı hiçbir zaman unutmayacağım. Birlikte ağlamıştık babaanne torun. Ve hasta yatağında sürekli adımı sayıklamaları. Söylemek istedikleri mi vardı yoksa uzakta olmamdan dolayı bir özlenenin adının anılması mıydı bu… asla bilemeyeceğim. Çünkü babaannem benimle konuşamıyordu onu son gördüğümde. Ve bugün 03.08.2015… Öğleye doğru 11.30 dolaylarında huzura kavuştu. 82 yaşındaydı… Dedem olmasaydı belki daha uzunca belki daha huzurlu yaşayacaktı. Dilerim çektiklerinden sonra huzuru sonunda bulmuştur Zeynepçem… Dilerim şimdi her birimizi hatırlıyordur. Yolun ışıklı, huzurlu olsun… Allah rahmetini esirgemesin senden…

Yorum bırakın