BU ZAMAN DİLİMİ

Zaman her şeyin ilacı diye bir deyiş vardır. Günümüzde de sık sık kullanırım; bir sorunu, bir derdi bir duygu yoğunluğunu aşabilmek için…
Ama bunun dışında hiçbir şeye ilaç olamıyor zaman. Geçen zamana bağlı olarak çocukların, insanların hayata bakışı gitgide değişiyor. Gelişen teknolojilerle başımıza ekşiyen asosyal hayatlar, beton duvarların arkasına saklanmış sessiz çoğunluklar yeni zamanın bize getirileri. Bir çocuğun ağlamasına tahammül edemeyen insanlar var artık hayatımızda. Gittikçe daha katı oluyor insan, gittikçe daha stres yüklü ve daha suratsız.
Çocukken sokakta gecenin bir yarısına kadar oyun oynayan biri olarak şimdi ne sabah ne akşam çocuk görmüyorum sokaklarda. Bir topun peşinden peşi sıra giden, elinde bilyeleriyle hedefine odaklanan içi içine sığmaz bir çocuk topluluğu yok artık. Fırsatını bulunca annesinden bilgisayarda oyun iznini koparmak şimdi ki çocukluk. Onun için en büyük mutluluk bu.
Akşamları yapılan eş-dost ziyaretlerinin içeriği değişti. Şimdi kara kutunun içinden seçip beğendikleri bir programı izlemek için bir araya geliyor insanlar. Ya da hayatına ona göre yön veriyor. Şaka gibi ama gerçek.
Garip bir sancı bu zamanda dost edinmek. Öncelikler insan odaklı değil artık dostluklar. Çıkar ve para almış yürümüş… İnsanlık, saygı ve sevgi yürütmüyor artık ilişkileri.
Bazen karşıdan izliyorum olup biteni çevremde. Ne kadar zor bir dönemdeyiz böyle. Yanında gerçekten zor durumda olan bir arkadaşına el uzatmak aptallık olarak nitelendirilmekte. İşin komiği bazen bu insanlar senin dostane yardımını kullandırıldıkları için hakikaten seni aptal durumuna düşürmekte. İyi niyetin yön değiştirmesi. İyi niyetin bir daha kimseye güvenilmeyecek şekilde yok edilmesi. Bu zaman nasıl bir zaman? Bu zamana ait hissedemeyen biriyim… daha farklı olmalıydı bazı şeyler. İnsanlar sürekli birbirinin kuyusunu kazmamalıydı. Gözünün içine bakarak yalan söylememeli, aldatmamalıydı. Ne kadar kolay dostunun sırrını dağıtmak. İçi sızlamadan iftira edebilmek bazen, ne kadar kolay…
Bu zamanda dizginlerini tutup zamanın doyasıya yaşamak hakikaten zor. Çünkü her adımında farklı bir yerden darbe yeme riskin var. Ummadığın bir sürü taş yolunda. Ama öğrenmek, inadına güvenmek var; kimseye değilse bile kendine… Daima kendine yeni bir şeyler katmak, en önemlisi sevmek var. Bu zaman; yaşatarak öğretiyor kendini… Öğrendikçe sessizleştirse de, her yönüyle onu kabullenemesen de her yönünü o nefesi almak zorundasın işte. Zamanın bizi getirdiği nokta buysa, zamanın ilacı da; sana yanlış gelen herkese ve her şeye inat bildiğin gibi yaşamak… Hepsi bu…

Yorum bırakın