Gözlerimi kapadım… hafif bir müzik kulağımda… yürüyorum; dalgalı bir gölün çevresinde. Sanki yüz yıllık bir ömrü tüketmiş ve dinlemeye çekilmişim. Dostlar yok. Aile yok. İnsan yok. Derin bir sessizlik var.
Gölün kenarına gelip bir adım atıyorum suya doğru. Sonra bir kayanın üzerinden ayaklarımı uzatıyorum rüzgara karşı. Hışırdayan yapraklar ve dalgalar haricindeki herşey rüzgarın oyunu…
Yılların yorgunluğundan sıyrılmam gerekli diyorum. Rüzgar mızıka misali kulağıma sesleniyor. Hüznü huzura çevirmek için mırıldanmalısın diyor. Doğanın seranatı. Dinleyip eşlik ediyorum… şarkılar söyletiyor bana.
Gözlerimi kısarak bakıyorum karşı kıyısına gölün. Güneş selamlıyor. Sıcacık ısıtıyor içimi. Hiçbir yere gitmek istemiyorum. Öyle güzel ki aldığım her nefes…
Sonra müzik bitiyor. Gözlerimi açıyorum. Aynı kaos aynı kalabalık aynı yorgunluk… Baş başayız yeniden her biri ile. Gülümsüyorum. Tatilimden henüz dönmüşüm gibi sıfırlamışım zihnimi… Bir zamanlık bir huzur dediğin bazen tek bir melodi…