SON NEFESTE part2

Sen, Sadece yaşadın! Hem de beni hiç dinlemeden…

Bak! O çok güvendiğin nefesi bile alamıyorsun artık… Gözlerin görmüyor. O deli dolu,
nefis dolu, ihanet dolu, çirkinliğin hat safhasına ulaşmış çevreyi…

Dostlarına selamın gitti. Onlar da herkes gibi yaşamakta hayatını. İlerleyecekler daha.
İlerleyecek…

Seninle uğraşmaktan yorulmuştum. Ya şimdi? Yaptıklarının bedelini ben ödeyeceğim…

Tanrım! Nereye yolculuğum? İsyankar olmak istemedim. Hep şükretmekti niyetim. En başından beri; sadece sana… Sonra ne oldu? Bilmiyorum… Verdiğin bu beden değiştirdi mi beni? Yapan ben miydim yoksa o mu? O kadar karıştırıldım ki… Sonsuza kadar gideceğim, biliyorum. Ama ya o sonsuz bana ne verecek? Azap? Mutlu olabilecek miyim sonunda? Yüzüm gülecek mi alnımın ortasındaki siyah leke ile? Demezler mi neden işkence çektin diye? Sormazlar mı? Nereye yolculuk? Sonra… Ya şimdi nereye?

Ben biliyordum her şeyi. Ama yaşamadım bildiğim gibi. Kendime soruyorum hep neden? Ben miyim suçlamam gereken? Oysa her şeye çatasım geliyor… Çıkmak istedim o bedenden ama olmadı. Neden şimdi bu ruh azap duyuyor.
Haksızlık! Anlatmaya çalıştım bazen; beni duymadı. Hissiyat her zaman yeterli olmadı. Ah o nefis! Nasılda benden kuvvetli çıktı. Yanlıştı. Olduğunu bildiğim halde göz yumdum yanlışlara. Biliyorum bende yanlıştım aslında. Gözlerimin şafakta gördüğü aydınlık yok. Beyaz yok, alabildiğine uzanmış… Her yer simsiyah. Bu çıkmaza atma beni. Belirsizlik ne sıkıcı. Biliyorum hak ettiğimi, biliyorum doğru olmadığımı, biliyorum boş işler peşinde koştum, yüzümü güldüremedim, yanlış yaptım. Bu ruh baskın çıkmalıydı yanlışlara. Baskın çıkmalıydı…

Gerçekler acı değildi ki. Sadece hamd etmekti. Doğru durmaktı. Farz olanı yapmaktı. Haramdan kaçınmaktı. İyi niyetli olmaktı. Bu kadar zor muydu? Çekeceğim bunca işkenceye değer miydi boş işlerim? Size değer miydi? Ben değil… Verdiğin o bedendi suçlu Tanrım!

Ben suçlu değildim…!

Yorum bırakın