bu bir boş konuşmaca metni.. sadece yan yana gelmiş kelimelerden oluşmuş ama anlam aramak saçma. çünkü hayattan bir parça gibi. kopuk kopuk cümlelerin düzmecesi. Kaos!
sadece yazmak istiyorum dilediğim gibi… sözcüklerin bir anlamı olmasın. içinde ‘o’ olmasın! o işte.. herhangi biri… herhangi bir takıntı.. her hangi bir duygu.. bir özne değil bir ilgi…
güncel yaşamda kalsın sıkıntılar. ben yokmuş gibi yaptığım yanıma göç edeceğim biraz. karnıma bir bıçak gibi saplanan ağrılarla başlayayım önce. onlarsız ne kadar mutluydum halbuki. sonra bu yer… bu ülke, bu dünya, bu ev, bu işyeri, bu sokak, bu cadde… içimi karartan, tonlarca iş yapmam için bana yakaran… öyle bomboş ki içim. öyle karanlık… hiç bir şey yapasım yok!
yazdıklarım çirkin ve anlamsız. göz kapaklarımda bir ağrı… yine zor uyandım bugün… ve yarın da farklı olmayacak!
ya da aslında uyandığımı düşündüm her gün olduğu gibi. ayakta uyumakla geçip gitmiyor mu dakikalar? ben yorgunum. daha ellerimi oynatamamışken; yorgunum… halsiz… güçsüz… dermansız…
bocalama evresinde ruhum. kazan kaldırıyor içinde duygular. bastırıyorum! diktatörlük rejimi hüküm salmış. mantık en büyük imparator! isyancılar sustu bugün. bu güç savaşının neresinde gözlerim? uykuya ihtiyaçları var… biraz daha uzakta kalsa, birazcık unutsa uyuyarak… sanki uyusa tüm sıkıntılar kaybolacak…
yarın dedim… yarın başka bir gün olur mu? kurtuluş duaları kabul olur mu? hazin hikayenin son günü mü bugün? yoksa devam edecek mi yarın ki saatlerde? herşey bilmece.
suskunluğum güne… bu sessizlik ne güzel böyle.. o yok.. düşünmek yok.. yarın olmayacak gibi kalsam şu dakikada… kalsam tam bu noktada.. sessizce… umarsız… beklentisiz… anlamsız… yaşasak böyle.. yarın var mı?
bilmiyorum ki bu hayat ne kadar gider öteye… o var mı? o kadar da istemiyorum görmek… yoruldum!
asiler susmuş belki ama.. evet içim sakin… içim derin dinlenme meyillerinde… ama gözler… gözlerim dalmış tek bir çizgiye…
içi boş… hiç bir şey yok içinde… biraz da içince… uyuyorum…