Güneş saklanmış… Yağmur arındırırken lekeli havayı güneş geri gelir diyerek bekliyorsun… ama ne kadar yağsa bu huzursuzluklar dinmeyecekmiş gibi…
Yaşamaya dair ne varsa içimizde küle dönmekle meşgul bugünlerde. Herşey olması gerekenden daha karmaşık. Daha çok yalan var. Daha çok insan sömürüsü var. Daha çok masum ölüm var. Daha çok saldırı var. Daha çok öfke var… Daha çok… çok var işte… Peki nerde umut? Mutluluk? Barış? Huzur? Gülümsemeler nerde? İnsanın insan olduğunu bilmediği, insanın insanı anlamadığı, insanın insana insan değilmiş gibi davrandığı zamanlar bunlar. Huzur nasıl olsun?
Ne kadar konuşursak konuşalım huzur yerine daha çok çekişme daha çok kavganın içine sürükleniyoruz gibi… Ya susmak.. Susmak da olmaz… Olamaz! Adil olmayana söz söylememek vicdanını geride bırakmaktan başka nedir?
Peki doğru kelimeler neydi burda? ayrıştırmayan anahtar bir kelime nasıl bulunabilirdi. Bulamadım… Hiç birimiz bulamadık. Çünkü her ettiğin söz bir ayrışma sebebiydi. Bizler, onlar, sizler, bunlar… Ve evet… Ayrışma varken huzur olmayacaktı. Bugüne kadar bundan kurtulamadı bu evren. Yine aynı noktadayız. Kelimeler bomboş…