doğruluğunu bilmediğimiz halde emin bir şekilde öğretilmiş yalan, bir şekilde karşı konulamaz gerçeğimiz olabilir mi? Shakespere gerçekten o hikayelerin her kelimesine hakim bir yazar mıydı? ilginç bir film izledim bugün… Anonymous!
eski zamanlardan günümüze aktarılan bir sürü şeye şüphe ile bakmak gerektiğini gördüm yaşadıklarımızdan.. tarihe farklı gözle bakarken öğretilmiş gerçekliğin bazen gerçek olmadığı kanıtları ile yüzleşiriz. bu sürekli olur. yeni bir kalıntı, yeni bir iz.. Biz Sherlockçuluk oynarız takip ederken. sonrasını keşfede keşfede ilerleyerek, okuyarak, konuşarak…
kendi zamanımızı doldurduğumuz konularımız varken kimi başka konulara yetişmek mümkün olmuyor bazen. Sonradan keşfettiğimiz müzisyenler, filmler, yazarlar, yönetmenler olmamış mıdır? işinin en iyilerinden olup, bir sürü kitabı da basılmış, üstelik takdire şayan yazar kimliğinin kral/kraliçe koltuğuna çoktan kurulmuş, ismini herkesin bildiği bir yazarı hiç sonradan öğrendiğiniz olmadı mı? sanırım bu benim başıma çok fazla gelmiştir.
Ya keşfedilenin arkasında aslında başka isimler varsa… bu çok filmlere konu olmuştur… Hatta bir tanesi de geçen yıllarda yayımlanan Words isimli filmdi… ama burada konu Shakespeare… bu başka bir durum… ve öğretilmiş gerçeğimiz shakespeare… gerçek olmadığı ile yüzleşmek zamanı mıdır?
Filme gelince… 2011de yapılmış bir film Anonymous.. kısaca Shakespeare aslında öyle değil diyor. o bir oyuncuydu ve kendisine bir şekilde gelen hikayelere sonelere ismini verdi. bunu da havaya söylemiyor tabi ki hikaye. hikayelerin yazarının Oxford kontu Edward De Vere olduğunu söylüyor. Doğruluğuna özellikle doğduğu ülke İngiltere de büyük bir kısım inansa da Shakespeare’in romantiklerini ikna etmek mümkün değil gibi görünüyor. Hikaye güzel anlatılmış olsa da çok üstün performans beklemesin izleyenler. fakat en dibine indiğimizde aslında bir zayıf noktama basıyor film. Hayat hikayesini okuyup bu sihirli sözleri nasıl bulduğuna anlam veremeyerek hayran olduğum Shakespeare de bir yalan mı yani?
mantığıma ters gelen herşeyin aslında öyle olmadığını anlatması ile belki dikkatimi bu kadar çekti film… bir çeşit aydınlanma… neye inanmalıyım bilemeden…
keşke zaman makinası gerçek olsa ve gidip görebilsek gerçekleri tüm berraklığı ile. Romantikler mi haklı? yoksa Oxfordluların başını çektiği grup mu?
Filmde de adı geçen ve Shakespeare’in de yakın arkadaşı olarak lanse edilen başka bir yazar var aslında. Ben Jonson.. Tüm gerçekliği o biliyor. Shakespeare yıllar sonra ölene dek yaşayacağı köşesine çekilirken o sarayda oyun yazarlığı yapmaya devam ediyor. Fakat ondan bu zamana kalan eserlerde de herhangi bir iz işaret yok bu işin gerçekliğine dair.
Ne olursa olsun bu hikayelerin bir isim bulmuş olması ve Anonymous olarak kalmaması iyi olmuştur belki… Her sır açığa çıkacak diye bir kaide yok elbette ama sırlar kemirgendir… yüzeye çıkana kadar insan beynini kemirmeye devam edecektir. belki gelecek bir zamanda bir işaret gelir.. Gerçekler de su yüzünde dolanır… o zamana dek Viva Shakespeare!