dağ olmak hep ‘her bir şeylerin o kadar üzerindeyim ki farkına bile varamamışım hatta hala farkında değilim’ demek mi? yoksa aslında ‘farkındayım ama bana ne ya ister kırıl ister dökül ben bildiğimi okurum’ demek mi… bak işte çözümlenemeyen bir gerçek…
E peki o hikayedeki küçük tavşan? o dağa küsmüştü en son. ona ne oldu? kırgınlığını başka dağlarda teselli arayarak mı buldu acaba? umarım öyle bir hata yapmamıştır…
ben başkaca bir hikaye anlatayım…
bu hikayede de küçük bir tavşan varmış.. büyük ormanın derinlerinde yaşayan.. çevresinde neşeli bir varlık olarak anılırmış bu tavşan. ormanın içinde ikamet ettiği dağın her türlü işine koştururmuş. severek de yaparmış üstelik.. gel zaman git zaman dağın huysuzlukları türemiş. çevresinde kendisi için çalışanlara köle gibi davrandığı yetmezmiş gibi birde yapılan her işi eksik bulma, işe kulp takma uğraşına girmiş.
tavşan elinden gelenin en iyisini yapıyor olmasına rağmen bir türlü kendini dağa takdir ettiremezmiş. aslında takdir de beklemiyormuş ama birazcık saygı gösterse yetermiş. severek yaptığı işten bile soğumuş tavşancık… diğer varlıkların bir çoğu dağ ile nasıl anlaşacaklarını keşfettiğinden midir bilinmez çok sorun yaşamıyorlarmış. hiç bir şey yapmasalarda çok şey yapıyorlarmış havasına girmeyi çok kolay başarıyorlarmış. bizim tavşan ise yaptığı işi satmak yerine görünür olduğu halde nasıl görünmediğinin derdiyle daha fazla alakadarmış. halbuki bu dağın ortamında işi yapmak değil yapıyormuş gibi satmak mühimmiş…. geç anlamış…
ve sonra malum hikaye. tavşan dağa küsmüş. dağın henüz haberi yok. her gün yaptığı işleri bırakmış. ve yollara düşmüş. başka dağlarla uğraşmak yerine kendi sakinliğinde kıymetinin bilindiği yerler bulma umudu ile göç etmiş…
dağ bazı şeyler yolunda gitmeyince ancak tavşanın yokluğunu ve varlığının kıymetini anlamış. fakat bunun farkına varana kadar her zaman çok geçtir bir dağ için. geriye ne tavşan kalır ne kötüye gittikçe kaçışan yalakalar…
dağ mağrur dikilir yine tabi ama yalnızlığı ile baş başa…
bazı küçük şeylerin kıymetini bilememek bazen felakete sebep olur… geç de olsa anlarsın… geç de olsa haberin olur. fakat hiç bir şey eskiye döndürmeyecektir…
işte böyle.. siz siz olun dağ kafalı olmayın…
dip not: tavşanı en son ege sahillerinde soğuk kokteyller içip güneşlenirken gördüm. ne dağ umrundaydı, ne dünya! 🙂