neden böyleyim? hiç bu dünyanın insanı değilim… paramparça olsam da aynı hataları sürekli sürekli yapmaya devam ediyorum… kendime tekrar ettiğim tek bir şey var. yapamadığım tek şey; Güven-me!
arkadaşlık dediğimiz şeyler… tolere etme kapasitem çoktur arkadaşlıklarda fakat tolere edilme işinde pek iyi değilim. biri bana beddua etmiş olmalı. bana kötülük edene neden kötülük edemiyorum? beni tolere etmeyeni neden milyonlarca kez affediyorum? bu nasıl bir kafa?
kim dedi insan davranışlarına aynıyla karşılık ver-e-me diye bana? halbuki öğrenmeden uyguladığım saçma arkadaşlık kanunlarımın yerine öğrenemediğim şeyleri yerleştirmem gerek… belki bu sebeple tolere edilme gereği duymuyorum… yöntemlerim beni farklı gösteriyor. yumuşak, umursamaz, üzülmez… nasılsa ben orda bir yerdeyim. kırılsam da unutup devam edebiliyorum. anlayış havuzumda her hatayı boğabiliyorum… bir daha su yüzüne çıkarmadan…
öğrenemediklerim evet… benim kanunlarımda insanları olduğu gibi kabul etmek gibi bir saçmalık yapıyorum ben. hataları olabilir, yanlışları olacaktır, karakterlerini tanımaya çalışıp içlerindeki ışığı görmek gerekli. bu çok yanlış. asıl dünya der ki; kişiden bir çıkarın var mı? herkesle arkadaşlık olmaz! sana ne kazandırır? o kişinin içindeki deniz değildir mühim olan bu sistemde ondan alacağın faydadır. bu yaklaşımın davranışsal bir hata! çıkar dışı yaklaşım ve kendini değersizleştirme.
bir insanı tanıma çabası; sen yaz, sen konuş, sen çaba göster sen, sen, sen… nereye kadar…? bazı insanlara sadece bir sohbet, bir bakış, bir söz ile ısınabiliyorum. ve burdan yola çıkarak hatalar silsilesi başlıyor. sen bir çaba gösterdin eyvallah… iki oldu.. hadi üç de olsun… ama yazdıkların, söylediklerin karşı taraf için bir anlam ifade etmiyor ki dönüşü bazen günleri bulabiliyor. yapma! dur! neden kendini yıpratıyorsun değil mi! ama yok. bünyeme error verdirtmem lazım bir şeyleri kafaya takıp. kanunlarımdan biri olmasa da bu huydan nasıl kurtulmalıyım. taktım mı takıyorum arkadaş 🙂 kendimi anlasam dünya daha doğru bir yer olurdu sanırım. sistem ne der? sen bu arkadaşlık için çabaladın, ses yok, onu bırak başka seslere yönel. e peki bakalım öğrenemediklerim içinde değiştirmem gereken bakış açılarından biri de bu olacak! artık nasıl yapacaksam…
birisiyle dertleşmek için bazen kendinden ve çözülmesi gereken sorundan bahsedebilirsin. hatta konuşmada başka bir sorun varsa kendin üzerinden tahminler yürüterek veya örnekler vererek de konuşmaya kendinle alakalı cümle katkıları yapabilirsin. ama ben nasıl şanslı bir insanım ki dünyanın bütün sorunları başlarına üşümüş insanlar bana genelde bi denk geliyor. dünya sadece bu insanların çevresinde dönmekte. ben ben ben? yapmayın gerçekten. bir de kendinizi överken çekici olduğunuzu filan düşünüyorsunuz. hem abes hem komik… bu huyun hususi sahipleri nasıl oluyorda bir şekilde gelip beni buluyor? ve her seferinde bu huyunuzdan geçersiniz diye beklemelerim.. ama yanıldım. kimse bir gün huyundan geçmez. senin de insanları güya kafandaki gerçekliğe dönüşsünler diye beklemen saçma! çünkü insanlar bazen karakter olarak çatışacaktır. ısrarın ve bekleyişin bir manası yoktur. beklemek, sadece kırılmayı beklemek gibidir. çünkü toparlanması için beklediklerin seni kolaylıkla çöpe atacaktır. sistem devreye girer; bu yaklaşımın da davranışsal bir hata! başka bir kişinin egosu için kendi aklını zehirleme!
işte bana kalan; ben deme! hemen güvenme! yazmıyorsa yazma! konuşmuyorsa konuşma! iyilik bardağın taştıysa yapma! sürekli ben diyenle muhabbeti çok uzatma!
Seni değersizleştirenden uzak durmak mutluluk anahtarı gibi bir şey…
herkes farklı enerji ve sinerjiye sahiptir.. hayatımda çok kızdıklarım, çok üzenlerim olsa da sevenlerim de biliyorum ki bi hayli fazla…ve dost dediğin o çok güzel insanlara deneye yanıla kavuşuyor insan. kıymetini gerçekten anlıyor… hem dinlediğin de onun yarasına merhem olma çabasında oluyorken hem de dinlendiğini bildiği için dertlerinde, mutluluklarında ve her tür duygu durumlarında yalnız hissetmiyor… huzur böyle bir şey olsa gerek…
yaz! oku! basketbol oyna! bisiklet sür! sana değer veren dostlarından ayrılma!
ha birde bol seyahat eT! borçlar bitmez belki ama zaman biter! 🙂
mutluluk dediğin bir küçük güven çizgisi dengeleme…
dengeleyebil-e-ne?