***
James Donovan: Endişeli görünmüyorsun?
Rudolf Abel: Yararı olur muydu? Sorunun cevabına gelince dostum. Onurlu davrandım ve bence bunu biliyorlar. Fakat bazen insanlar yanlış düşünebilir. İnsanlar insandır.
***
gerçek hayatta yaşanmış bir hikayenin filme konu olması sıkça rastlanan bir durumdur.. fakat gerek kurgu gerekse senaryonun ekstra ayrıntılarla boğulması ve bütünleşememesi o filmin tadını alır başka bir fantastik hikayeye çevirir onu… yer yer karmaşık bir hal alır.. ve istenilen havayı vermez. oysaki dozajı iyi ayarlayabildiğinde etki gücü yüksek ve derinden iz bırakmış yapım oluverir.
sanırım bunu en iyi yapabilen yönetmenlerdendir Steven Spielberg… Siyasi veya savaş dönemi hikayelerinin usta yöneticisidir.. yine bir 2. dünya savaşı filmi Brigde of Spies ile izledim onu.. Tom Hanks ve Mark Rylance oldukça başarılı. Kurgu mükemmel, senaryo mükemmel yaşanmışlığı aktarım mükemmel… bir 2015 filmi ve mutlaka izlenmeli…
Her yaşanmış hikayeyi aktardığı filmden sonra içimizde ‘aldığı dersi öğrenmiş bir çocuk’ bırakan Spielberg burda da yine soğuk savaş döneminde yaşanmış bir gerçek olaya değinmiş. Kurgu ve karakterler öyle sağlamdı ki 2 küsür saatin nasıl geçtiğini anlamadım.
böyle filmler farklı bir dünyaya alır götürür ve birşeyler mutlaka bırakır sende. Zamanı geri çeviremediğimize göre o zamanı iyi anlatanlardan bir şeyler öğrenmekten neden geri duralım… muhteşem replikleri de içinde barındırıyordu.. soğukkanlı ve her cümlesini tartarak konuşan rus ajanı Rudolf Abel ile insani değerlere bağlı amerikalı avukat James Donovanın arasında geçen diyaloglar özellikle…
Keyifliydi, öğreticiydi ve Spielbergvariydi… yani yine ustacaydı. Karakterler çok sağlam anlatılmış, çekilen mekanlar keza başarılıydı. içinde hissediyorsunuz kendinizi. tek kusuru amerikanın yine çok fazla mükemmel olmasına değindiği yerlerdi. neyseki bu propaganda filmin tümünde yer almıyor. Sanırım bu mütevazi(!) hallerine alıştık o yüzden gözüme batmadı bile.
Hikayenin içindeki başka bir hikaye ile noktalayayım…
***
Abel– Sizi öyle dururken görünce, gençken evimize gelen bir adamı hatırlattınız bana. Babam derdi ki, “Bu adamı iyi izle”. Ben de izledim. Hem de her gelişinde. Ve bir kere olsun asla kayda değer bir şey yapmadı.
Donovan– Size onu mu hatırlattım ?
Abel– Bir keresinde oğlunuzun yaşlarındayken evimiz partizan sınır korumaları tarafından istila edilmişti. Düzinelercesi tarafından. Annem de, babam da dövüldü. Babamın dostu olan adam da dövüldü. Ve bu adamı izledim. Ona her vurduklarında tekrar ayağa kalktı, onlar da daha sert vurdular. Yine de ayağa kalktı. Bence bunun yüzünden vurmayı kesip yaşamasına izin verdiler. Söyleyişlerini bile hatırlıyorum; Stoikiy Muzhik. Anlamı şuna benziyor; Dik Duran Adam.
***
ne yaşarsak yaşayalım endişelenmek bize bir şey kazandırmıyor. Herşey olacağına varır. yeterki yaşadığımız her türlü olayın akışında olduğumuz ve olduğumuzu düşündürdüğümüz kişi olalım.. Stoikiy muzhik!