beyni durur mu hiç insanın? duruyor işte. ne söyleyeceğini bilmediğin, herkesin tonlarca kelime kurduğu bir olayın karşısında; ve o tonlarca kelimenin hepsinin birden boş kaldığını biliyorsan… zaman da duruyor, beyin de… hiç bir şey kalmıyor geriye…
bir iş için çabalamak, sonuna kadar didinmek başarı da ya da başarısızlığa ulaşmak bir sonuçsa; elinden hiç bir şey gelmeyen bir olayın başarı ya da başarısızlığının neticesine ulaşmak garip bir hissiyat bırakıyor. hayatında iz bırakmış insanlardan birini etkiliyorsa bu netice hele. akıl tutulması… şu an aklım tutuk, tutuklu…
bir şeyler söylemek istiyorum, söyleyemiyorum. yaşayacağımı bildiğim bir şeyleri sanki yaşıyorum ama kabullenmek istemiyorum. nerden nereye koşturuyor bu zaman? bir dakika sonrasını kestiremiyorum. düşünmek istemiyorum ama sanki herşey tek bir noktaya toplandı. düşündükçeyse nefes alamıyorum. böyle de bir çelişki.
derinlerde bir yerlerde gömülü olsa aklım… ikinci bir emre kadar hiç çıkarmasam.. olacak olan hiç bir kötü olayı ya da bir vakayı görmesem, görsem de anlamasam… çok ağır çünkü şu an içi… çok ağır düşünmek… ve işin en kötü tarafı yapabileceğim hiç bir şey yok… sadece ve sadece beklemek…