çocuktuk biz :)

zaman insanı kovalar gibi ilerlerken ve herşeyde bir mantık ararken bir zamanlar deli dolu çocuklar olduğumuzu unuturuz.. sanki bu halde doğmuşuz gibi… ama çocukluk kaybetmediğin insanlarla sana geri döner.. çocukluğundan beri tanıdığın yüzlerin yanında daha bi o moda geri dönersin.. annenin ve babanın hala küçük kızısındır misal.. kardeşinin oyun arkadaşısındır.. sadece şekil değiştirmiş halini yaşarsın içinde bulunduğun sürecin.. bir de çocukluk arkadaşları.. işte onlar hala senin yanındaysa çocuk olmak kaçınılmaz… birlikte çocuklaşabildiğin keyiflendiğin insanlar olması ne güzel ve de özel bir durumdur… hayatın zorlukları arasında bir nefes kaynağı gibi…

işte benim de Zeynom var.. birlikte hala oyunlar oynadığım, güldüğüm… anılarımızın arasında bazen kocaman boşluklar olsa da o benim çocukluk kahramanımdı.. en sevdiğim ve her zaman kocaman yer kaplayan anılarımın içinde…

ilkokulda babamın tayin olmasıyla balıkesir merkeze taşınmışız. bir önceki okulumun cadısı iken birden farklı bir okulda tanımadıklarımın arasında sessiz pısırık bir tip oluvermiştim… neyseki sınıfın içinde ezik insan olmaktan beni kurtaracak bir kahramanım olmuştu. beni her türlü korumuştu sessizliğimle uğraşanlardan.. hayır cevap veremediğim için birde agresif tavırlar içine girerdim. ortamı kendim için daha çok gergin hale getirirdim.. neyseki zeynep vardı.. herkesin grubunun arkadaşının olduğu ortamda o kendi grubundan bağımsız benimle iletişime geçerdi. odaklanamadığım bir çok şeyi onun sayesinde biraz daha toplamış derlemiştim.. derslerimden tutun davranışlarımın rahatlamasına kadar çok şeyde destek olmuştu.. ortama alışmamda etkisi yadsınamaz. o ilkokul döneminde geçirdiğimiz 2 yılda beni sadece bi kere kızdırmış bi kere de korkutmuşluğu vardır unutmadığım.. o anılara da gelicez 🙂 onun dışında hep keyifli zamanlarımız olmuştur..

evime ilk gelen arkadaşımdı Zeynocum.. bir gün birlikte ödev yapıyoruz. benim yaramaz kardeşimde gelip gidiyor başımıza.. o daha birinci sınıf ve tabi ki oyun arıyor. bende onu kovalamaya çalışırken aldı bizi bir küçük kavga 🙂 ama doğal bir didişme tabi bu benim için. günde elli kez olan bir şey.. tesadüf bu ya bir kaç gün sonra da derste kardeşlerimizle alakalı bir soru sordu öğretmen… dedi ki nasıl geçinirsin kardeşinle… ben de dedim ki ohooo hocam harika geçiniriz şöyle iyi böyle tatlı.. sonra bizim hatun parmak kaldırsın ve bizim kavgayı anlatsın :))) bütün sınıf güldü. nasıl kızardım.. hayır bir insan bu kadar detaylı her cümleyi hatırlar mı kavgadaki.. gelde kızma :)))

bir gün ona ruhani herşeyden tırstığımı söyledim… sonra tuttu bana bi hikaye anlattı… evet zaten korkmamız gerekiyor bak ne oldu diye… hikaye şu: bir gün kuzeni bunlara geliyor.. ama anneleri de onlardaymış. size gittiler demesine rağmen kuzen bizde beraber otururuz demiş.. evde oturmuşlar. ama çocuk garip davranıyormuş.. ters ters buna bakıyormuş. daha da agresifleşmeye başlamış ki aniden gitmem gerekiyor diyip çıkıp gitmiş. beş dakka sonra anneleri gelmiş. o da kuzen de burdaydı böyle böyle davrandı diyince annesi demiş ki nasıl yani bütün gece bizimleydi hiç ayrılmadı ki evden demiş.. e peki o kimdi_? artık ben bilmiyorum.. sayın senarist bence bir agatha christie olabilirdi.. o çocuk kafasıyla insan bunu nasıl uydurur ya hu.. hala aklıma gelince tırsarım.. vicdansız işte :)))

balıkesirliler bilir.. hisar ayran efsanedir.. bizim öğleye doğru sohbetlerimizin mezesiydi teneffüslerde: simit ve hisar ayran.. ona da zeynep sayesinde alışmıştım.. off off.. olsa da içsek..:)

bir sene sonunda şarkı söyletiliyor sınıfta.. bizler de küme halinde oturuyoruz ve ben şarkı söylemekten tırsıyorum dalga geçecekler diye. şu meşhuuur kolunun altında ne var hikayesini yaşatıp parmak kaldırır göründürdü beni.. sınıfın orta yerinde şarkı söylememe sebep olmuştu canım sıra arkadaşım.. 🙂 ama benimle birlikte de mırıldanmaya ilk o başladı.. sonra sınıftakiler de mırıldanmaya başladı ve birlikte söylemiş gibi olmuştuk.. önce de o alkışladı tabi.. kıpkırmızı sıraya geri döndüğümde o eksik olmayan gülümsemesiyle bana ne güzel söyledin diyordu.. benceyse şimdi düşündüğümde güzel olan tek şey onun cesaretlendiriciliğiydi…

sonra ortaokulda da birlikte devam ettik.. hatta biz çok komik kavgalar da ettik o zamanlar…  sebep mi.. sebep bizden komik.. söylemesi ayıp ben baya kıskançtım da küçükken 🙂  iki tane sevmediğim insanla iyi geçiniyor diye kızcağıza dır dır eder dururdum.. o da inattır heee güleç olduğuna aldanılmasın:P sen a’ya git dersen o z’ye gider 🙂 kavgaların çoğu bu iki kız yüzünden olurdu. hey gidi hey :))  sorarım Zeynep hanım şimdi onlar nerdeler 😛 gelmesinler bak başının etini yerim :)))

lise ve üniversite yıllarımızı birbirimizden habersiz farklı yerlerde geçirsekte çalışma hayatımızla birlikte bıraktığımız yerden devam ettik iletişimimize.. biraz daha büyümüş çocuklar da olsak şimdi beraber çocukluğumuza kocaman bir geri dönüş yapıyoruz… ortamın ve zamanın tadını dibine kadar çıkarmaya çalışan iki karakteriz çünkü.. bazen akıl oyunları, bazen yeni keşifler, bazen kendimize ve insanlara dair analizler, bazen kediler köpekler bisikletler.. 🙂  hayatlarımıza dair her tür konuda birbirimizi anlayıp kafaca ve pozitif bir şekilde en iyi moda birbirimizi getirme çabaları.. işte ilaç gibi dedikleri dostluk bu bence… iyi ki var Zeynocanım…

zaman akıyor evet.. durmayacakta… çocuktuk biz… büyüdük… ama çocuk gülüşlerimizden asla vazgeçmeyeceğiz…

Yorum bırakın