Nerde benim çizgilerim?

“Düşünüyorum o halde varım.” demişti Descartes. Düşüncelerimi törpüleyerek, tavizler vererek, düşüncemi lime lime edeceksem zaten düşünceme saygı göstermiyorum demek olmuyor mu? Bizi biz yapan düşüncelerimizin yön verdiği karakterimiz, duruşumuz, tepkilerimiz değilse başka ne olabilir? bizi biz yapan bütünümüzü karşımızdaki kabul etmiyor diye onunla ortak noktada buluşmalıyız kaygısına girmek kendi bütünümüzü parçalamak olmaz mı? Kaotik bütünlüğün kaotik bilmecesi…

Cevap olarak ortak noktada buluşulmalı diyenlere sorarım… O zaman nerde benim çizgilerim?

Dost bildiğim birinden duyduğum bir söz sonrası üzerine düşünme imkanı buldum. İnsanlar her zaman haklı olacaklar diye bir kaide yoktur. Ama aynı fikirde de olamazlar. Saygı çerçevesinde fikirler dinlenilebilir. Katılırsın, katılmazsın ama benim fikrim banadır. Üstelik benim yaşadığım şeyi bilmeden yorum yapmak daha da abesi. Cümle karşılıklı sıkıntı yaşadığım kişi için “bu insanı da idare etseydin” denmesi. İlginçtir bunu daha önce de duymuştum aynı kişiden.

Şu var ki insanları idare etmek için yaşamıyoruz. İnsanlar da bizi idare etmek için yaşamıyor. Sevdiğimiz insanları bile sadece tolere ediyoruz. Ama hep aynı fikirlerde buluşmayabiliyoruz. Her olayda illa biri madur olur ki bu sefer bendim madur, diğeri yaptığıyla kalır. Bu sistemin bize dayattığı bir döngü. Ben tepeden inme makam mevki verilen, kendi egosunu insanlara iftira atarak, onların yokluğunu fırsat bilip arkasından iş çeviren bir insanla nasıl anlaşabilirim? Bir kere bakış açımız farklı çalışma hayatına. Benim mevki hırsım yok. Bugüne kadar tek derdim kendi işimi yapabilmekti. Ama onu da bademciklerinde sorun olup annesinden dondurma izni almaya çalışan çocuğun yediği dondurma gibi koca 13 yılın 5-6 yılında yapabilmişim. Çünkü yok. Kafalar insanları uzmanlığına göre çalıştırmak değil. Kafalar kim kimin ne kadar işini görüyorsa. Sen işini düzgün ve usulüne göre yapmışsın ya da yapmamışsın değil maalesef burda kriter. Benim kafam böyle çalışmıyor o sebeple. Benden bağımsız gerçekleşen kimi kararlara, fikirlere eyvallah der geçerim ama idare etmek durumunda olmamalıyım. O zaman kendi duruşuma hakaret etmiş olurum ki bu da ben olmam.

Karşılıklı fikirlere saygı duymak idare etmek değildir. Bu dünyada aklımdakini ben olarak yaşayamayacaksam niye var olayım? Eğer aynı fikre sahip değilsem bunu beyan ederim. Fikrimi beyan etmeyip onun dediğine katılıyormuş gibi yaparsam idare etmiş olurum. Ki bu benim karakterim olamaz! Başkasının fikirleri, söylemleri ile kendimize yol çizmek bir karakterimizin olmadığını gösterir. Köprüyü geçene kadar sözüyle başlayan atasözü ülkemizde ne yazık ki en küçük yerden en büyüğüne kadar uygulanır durumda. Benim gibi dayı diyemeyen insanlar da buradaki dalgaların itelemesiyle ordan oraya savrulur elbette. Sistem bunu gerektiriyor. Karaktere sahip olmak bunu gerektiriyor.

Düşünüyorum o halde varım. Benim işim görülsün diye sevmediğim insana seviyormuşum gibi yapmamam gerektiğini düşünüyorum. Kafamda ne varsa onu söylemem gerektiğini, onu yapmam gerektiğini düşünüyorum. Karşımdakinin fikirlerine katılsam da katılmasam da dinlemem gerektiğini düşünüyorum. Ama onun da benim gerçek düşüncelerimi bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Karşımdakinin egosunu üzerimde tatmin etmeye çalışmasına izin vermenin kendime yapılacak en büyük yanlış olduğunu düşünüyorum. Sisteme ayak uyduramayan insan olduğum için yaşadığım her stresten sonra hala ayakta kalabildiğim için kendimden yana daha mutlu olmam gerektiğini düşünüyorum.

Hakkım olandan ve hakettiğimden fazlasını istemedim hiç bir zaman ama çokta haksızlık, yargısız infaz yaşadım, gördüm çalışma hayatımda ne yazık ki. Neyse ki hayat sadece bu kadarla sınırlı değil. O kapıdan çıktığında fillerin yanından kaçıp giden özgür bir çimen gibi hissetmek var. Sevdiklerinle, seni sevenlerle geçecek bir zaman dilimi var. Olduğun gibi seni tüm huysuzluklarınla kabul eden insanlar var. İşte en büyük huzur bu.

Bir de garip bir algı var insan ilişkilerinde sanki herkesle iyi anlaşmak muhteşem bir varlık olduğunu kanıtlayacak diğer insanlara.. Hayır. Öyle bir şey yok! Benim çizgilerim var! Herkesle anlaşmam mümkün değil. Ya içindesindir ya dışında!

1 yorum

  1. “Benim çizgilerim var! Herkesle anlaşmam mümkün değil. Ya içindesindir ya dışında!” her şey bu sözlerde saklı. sistem herkesi benzeştirdiği için kişilikleri de silikleştiriyor. bu ise insanlar herkes iyi geçinme duygusu olarak yansıyor
    çizgisi olmayanın görünürlüğü de yoktur

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın