Kafasının içinde milyonlarca düşünce dönüp söze tek kelime dökemeyen bir çocuk. Elinde kağıt kalem afili cümleleri kurmaya meraklı ama bu sırrını sadece kağıtlar saklardı. Kimse görmesindi. Farklı hikayeler anlatmaktı kimi zaman yaptığı. Kimi zaman gizli dünyasını açığa vurmak. Bazense üstü kapalı kendi gerçekliğini sorgulamak ve anlamak yazdıklarında. Şiir oldu kimisi, kimisi öykü.
Çocuk büyüdü ama çekinceleri değişmedi uzunca bir süre. Yazdığı her şey saçmaydı ona göre. Zaten güzel değillerdi. Eksiklik hissi bitmek bilmedi. Yetersizlik duygusu özgüvenine ağır bastı hep. Ellerinde sararmış defter yaprakları. Arada baktığında komik gelirdi şiirleri. Yarım bir sürü öykü, hikaye. Ne dediğini anlamadı çocuk yanının bazen. Ne çok soru soruyordu misal. Ne çok kendiyle kavgası vardı. Sonra aynaya baktı. Değişen pek de bir şey yoktu. Büyüdü. Ama yeni kelimeler eklemekten başka anlattığı cümlelere kavga devam ediyordu.
Bir gün karar verdi kendisini keşfe çıkmaya. Yeniden düzenledi eskileri büyümüş haliyle. Açılışı şiirleriyle yaptı. Birisi beğenmezse korkusu gütmeden ve bu kez özgüveninin yetersizlik hissine baskın olduğu bir aralıkta. Büyük bir adım attı kendince. Kendisi için. Saklanmaktan vazgeçti. Herkes görebilirdi. Herkes okuyabilirdi. Çocuk ve yetişkin bir arada çalışmıştı üstelik. Elde var bir kitap.
Hayatta sonlara asla inanmadım. Her son bir başlangıçtı bencesi. Yeni yollar demekti. Eskiye bazen son vermeli ki devam edebilmeli insan. Keşif yolları da insanın kendi kendisini yenileyebilmesiymiş meğer. Her adımda bir şeyler öğreniyor insan. Çocuk yanımın kendini arayan, şaşkın aşık mısralarını alıp büyümüş yanımla kafiyeler yaptım. Adı Sonun Başlangıcında oldu. Her anlamda başlangıçlara doğru yol almak umuduyla açtı yelkenleri.
Şiir okunmaz bizim memlekette kendi kendine okursun öğütlerine rağmen bunu yapabildiğim için mutluyum bir yandan. Eleştiriler eskiden vazgeçirirken beni çoğu şeyden şimdi kendimi bilmek belki de daha cesaretli kılmış. Uzun zamandır kitabımın hikayesini yazmaya niyetliydim. Ama memleket ve dünya gündemi o kadar sarmış ki çevremizi fırsat bulamadım. Zaten kendimden bahsetmeyi de pek yapabildiğim söylenemez. O konuda da öğrenecek yollarım var demek ki.
3 Kasımda Tüyap’ta bir imza günüm olacak şimdi. Sanki ben değilmişim ve kitabı ben yazmamışım gibi yayınevinin gönderdiği görsele yabancı yabancı baktım dün. Nerdeyse bir yıl mı olmuş yola çıkalı yani. Dilerim kıymetini bilenlerin raflarında alır yerini.
Sonunda şiir kitabını da imzaladın ya ne kadar sevindiğimi tahmin edersin sevgili ayşem
BeğenBeğen