Bir öykü; Eylem

Zamanın birinde derneğe gelmişim… Burhan abiyle koyu bir sohbet içerisindeyiz… yine bütün dünya dilimizde. Daldan dala atlayarak kurtarıyoruz evreni… Derken içeri bir hatun girdi. Bayılacakmış gibi yalpalayarak; iyi görünmüyordu. Burhan abi hemen koştu yanına su getirdi. Kadın geldi ve o halde selamını esirgemeden sandalyeye yığıldı. Burhan abi sorduğunda anlattı başına gelenleri. Küçük bir basın açıklaması için gidilen bir yerde gereksiz bir müdaheleye uğramışlardı. Biber gazı sebebiyle nefesi tıkanmıştı. Nefes alamayacak gibi olunca derneğin yakın olması sebebiyle gelmişti. Burhan abi neden sonra aniden aklına gelmiş gibi tanıştırdı bizi. İsmi Eylem’di. Kısacık saçları ve o anki halsiz haline bile meydan okuyan gülümsemesi ve kendinden emin bakan ışıl ışıl gözleri ile bir Eylem. Ve işin garip tarafı bu sevimli hatunun hayatımda kocaman bir yere sahip olacağını daha o zamanlar hissetmiştim.

Gel zaman git zaman merhabalarımız daha uzun sohbetlere dönüştü. Gönüllü yürüttüğümüz bir kaç işte birlikte yer alıp birlikte hareket ediyor olmamız birbirimizi daha iyi tanımamıza vesile oldu. O benim vazgeçemediğim bir Eylem artık. Dost Eylem, Can Eylem…

Çok güçlü bir duruşu vardır Eylem’in. Çok da sağlam bir karakteri. İnsana insan olduğu için değer verir herşeyden önce. Önyargısı yoktur. Kötü olanda iyi bir şey aramak için şans üstüne şans verebilir. Çünkü her kötü de bile bir iyilik olduğuna ve bunun dönüştürülebileceğine inanır. İnatçıdır. Doğru olduğunu bildiği şeyi sonuna kadar savunur. Bir işe baş koymuşsa geceler gündüzler birbirine girer ama o işinin hakkını sonuna kadar verir. Emeğinin son damlasına kadar. Güçlü duruşunun arkasında çok hassastır da o kalp. Bazen saniyeler içerisinde tam tersi bir duygu durumuna bürünebilir.

İkimiz de insan hikayelerini dinlemeyi severiz. Ama Eylem dinlemekle kalmaz sadece. Onları öyküleştirir. Yeni anlamlar katar. Unutulmayacak hale getirir. Kaleminin dilini çok sevdiğim ve kitabını sabırsızlıkla beklediğim bir yazardır Eylem aynı zamanda. O kitabı elime alacağım gün bir gelse…

Sevinç, hüzün, öfke… Her duygu durumunda yanında olmak istediğim ve yanımda olmasını istediğim bir dosttur Eylem. Ama bir o kadar da korktuğum. Ondan neden korktuğumu bende bilmiyorum. Ama sesindeki küçük bir gerginlik ya da durgunluk tonu rüzgarımın yönünü hemen değiştirir. Sert ve kısa cümleler kurar bazen. Bir şeylere canı sıkılmıştır. İşte o zaman ruh halimin tamamen değiştiği andır. Korktuğum şey Eylem’in kendisi değil elbette. Onu o an durgunlaştıran ve geren her neyse onun nasıl düzeltilebileceğini bilememek… O ses tonunu değiştirememiş olmak… Eylem’in o an rahat olmaması ya da mutsuz olması beni de derin bir kaosa atar. Eylem’i kaybetme korkusu da var aslında bu korkuların içinde. Yanlış bir cümle, yanlış bir hareket… O farklı bir ruh halindeyken ve içine gömülmüşken onun derinine ulaşamayınca oluşan belirsizlik… Evet bu bir kabus… Hiç birimiz her zaman gülüp eğlenemeyiz elbette. Ama o tebessüm… Eylem’in yüzünden bir yere gitmesin.

Bugün Eylem’in doğum günü. Ve onun ne kadar özel bir dost olduğunu anlatmaya kelimeler yetmez. Yetemez! Hatta eminim Eylem’in türkçesi bile buna yetmeyecektir. Umarım kurduğum tüm cümlelerde noktalama işaretlerim, edat, imleç, süzgeç, vs. yerindedir.. yoksa ne biçim yazı yazmışsın diyebilir 🙂

Varlığınla şen olan günlerimiz daim olsun Can Eylem! Seni çok seviyorum dostum!

 

 

1 yorum

  1. Ayşe canım çok sağol. Aldığım en güzel doğum günü hediyesi. Sözlerinle onurlandım. Arada, amma da abartmış hatun, demeden edemedim 🙂 Çok sağol, iyi ki varsın…

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın