Bir zamanlar Kobe vardı. Liseden sonra üniversiteye gitmek yerine direkt NBA’ye geçmeyi tercih eden deli dolu bir çocuk. Kendine çok inanan ve bir efsane olacağını daha ilk zamanlarda bile gösteren. Genç yaşında tüm spotların üzerinde olduğu bir Kobe. 20 yıl aynı klüpte oynadı. 20 yıla 5 NBA şampiyonluğu sığdırdı. 18 defa AllStar kadrosunda yer aldı. Yer almadığı yıllarda da sakat olduğu için katılamadı. Yoksa es geçtiği sene yoktu. Sonra emekli oldu ve sonra…
İki yıl olmak üzere vedasından bu yana. Hala inanılır olmayan bir hikaye olsa da benim için bu gerçek. Aramızda artık yok Kobe. Bir zamanlar bizimle birlikte bu dünya da nefes alıp verirken artık yok… Sevenleri için hala kabul edilemez gibi olsa da her insanın gerçeği olan ölüm onu genç yaşta hem de kızıyla birlikte alıp bizden götürdü. Tarihler 26 Ocak 2020. Trajik bir veda dünyaya…
Beni tanıyan herkes bilir gelmiş geçmiş en sevdiğim basketbol oyuncusudur Kobe Bryant. Bir çok kayıp yaşadığımız son bir iki yılda her birine üzülürken Kobe’nin haberini aldığımda inanmadım bir süre. Olamazdı. Uzunca bir süre de bu konuyla ilgili konuşulan her tür haber atmosferini izlemekten kaçtım. Haksızlıktı. Böyle olmamalıydı. Kabullenememe haliyle sanki ölmemiş de yine basketbolla ilgili farklı bir şeylerle uğraşmaya devam ediyormuş gibi düşünmek istedim. Bilmiyormuşum gibi. Fakat gerçek ordaydı işte… ve ben bugün öylesine bir kaç video izlemek ile oyalanırken gelmiş geçmiş en yetenekli basketbolculardan biri olarak neler yaptığını gülümseyerek tekrar izledim. Bir daha onu asla göremeyeceğimizi de kabullenerek hemde.
41 yaşındaydı öldüğünde. Koştur koştur bir yaşamı oldu. Herşeyi yaptı. İstediği herşeyi. Kısa yaşamına çok şey sığdırdı. Başarılarla dolu bir kariyer, bir aile, baba olma, gurur duyulan bir oğul olma vs. Hayatın tadını çıkararak yaşadı. Bir çok ülke gezdi kimi zaman reklam işleri için bile olsa fırsatını bulup bir çok kişiye dokundu bu ülkelerde. Çocuklara gülümseme kaynağı oldu kimi gittiği yerlerde ve sevenlerine heyecan kaynağı. Hatta bir keresinde İstanbul’a da gelmişti Nike mağazası açılışı ve bir sokak basketbolu etkinliği için. Orada canlı canlı küçük bir şov yapmıştı kendisini görmeye gelen yüzlerce insana. Çok güzel anılar sığdırdı kendi hayatına da kendisini seven milyonlarada. Çok özleneceği aşikar. Kobesiz bir dünya elde kalan. Ama dolu dolu geçmiş bir basketbol bize bıraktığı hala dönüp izlediğinde keyif alınabilen. Bir efsaneydi daha ilk tanıdığımızda gittiğinde de çok farklı olmadı.
Şimdi bir hikaye basketbolu anlatırken meraklı miniklere. Sürekli hafızalarda yer edecek bir hikaye. Bir zamanlar Kobe vardı…
kısa kısa yaşanmış hikayeler ..ve bu hikayeleri çoğaltmak lazım kobe’nin büyüklüğü ve benzersizliği sade ve içten bir dile ancak bu kadar anlatılabilinir ..kalemine sağlık ayşe uzun
BeğenBeğen