Üsküdar vapuru sabah saat sekiz suları. Her zaman yaptığım gibi vapurun arka tarafına geçtim. Çünkü seviyorum geriye dönüp bakmayı bir yandan savrulan deniz köpüklerini seyrederken. Ani bir çıt sesi duydum kapının dibinden. Biri mi geldi? Yok kapı açılmamış. sonra çöp tenekesinin üzerinde bir hareket fark ediyorum. Karganın biri üzerine konduğu çöp tenekesine kafasını sokuşturmuş bir şeyler aranıyor. Aç muhtemelen. Hay Allah! Elimde yemeklik bir şey de yok ki paylaşsam diye hayıflanıyorum içimden. Sonra karga aradığını bulmuş gibi bir gazete kupürünü çekiştirerek çıkarıyor kutudan. Ayağının altına sabitliyor ve okur gibi bir tavırla incelemeye başlıyor. Merak içinde bu ne kadar sürecek diyerek olana bitene bakıyorum. Gemi yanaşıyor karşı kıyıya. Karga kafasını kaldırıp bakıyor sanki neden yavaşladığımızı anlamak ister gibi. Sonra kağıda bir daha bakıp minik bir tekme hareketi ile kağıdı geri atıyor çöpe ve uçup gidiyor. Yazılanları beğenmedi galiba diye düşünerek gülüyorum arkasından. Eğilip çöpün zirvesindeki kağıt neymiş diye bakıyorum. Dünün gazetelerinden birinden bir sayfanın dörtte biri. Bir köşe yazısından cümleler üzerinde. Yazarını göremiyorum. Ama diyor ki; “Adalet, kimin adamı olduğuna göre değişen bir mevhum bu ülkede. Altmışlarda, seksenlerde ve şimdi iki binlerde…” Karga haklı. Kim bilir kaçına şahit oldu. Yüzler değişse bile durumlar değişmez. Dön dolaş hep aynı hikaye…
Olup biten yaşantıları Karga metaforu ile özetlemen yerinde olmuş ..kargalar bilindiği üzere çok zeki ve yaratıcı varlıklar..gazetede tarihin helezonik olarak geliştiğine dair makalenin yayınlanıp yayınlamadığına bakıyor.🙂
BeğenBeğen